Vurun Kahpeye – Halide Edip Adıvar

Halide Edip Adıvar‘ın yetenekli kaleminden çıkan ve değindiği noktalar ile Kurtuluş Savaşı dönemini anlatan romanlar içerisinde ayrı bir yere sahip olan Vurun Kahpeye romanı, 1923 yılında Akşam Gazetesi’nde bölüm bölüm yayınlanan ve 1926 yılına gelindiğinde ise kitap haline getirilen bir romandır. Türk sinemasında beyaz perdeye 1949, 1964 ve 1973 yıllarında üç kez aktarılan Vurun Kahpeye romanı en genel ifadeyle; idealist öğretmen Aliye’nin Anadolu’nun bir kasabasında karşı karşıya kaldığı zorluklar ve bu zorlukların Kurtuluş Savaşı ile harmanlanması olarak tanımlanabilir.

Halide Edip Adıvar, Vurun Kahpeye eseri ile kadın haklarını gündeme getiren romancılardan biri olmuştur.

Vurun Kahpeye Konusu

Vurun Kahpeye konusu itibariyle bakıldığında; Kurtuluş Savaşı yılları konu alan bir eser gibi görünse de derininde işlediği noktalar ile okuyucuya hayli önemli mesajlar veren ve dönemin insanının düşünce yapısı ile ilgili fikir oluşmasını sağlayan bir romandır. Tabii bu açıdan bakıldığında Vurun Kahpeye romanı için klasik bir Halide Edip romanı yorumunu yapmak mümkün olsa da Halide Edip Vurun Kahpeye romanında yalnızca savaş ve savaşın Anadolu’daki izlerini değil, savaşın etkilerini romantizm ve eğitim kavramıyla da harmanlamıştır. Bu açıdan Halide Edip’in tarzını Kemal Tahir ile karşılaştırmak ve çoğu zaman da özdeşleştirmek mümkündür. Bir dipnot olarak Kemal Tahir eserleri için de Kurtuluş Savaşı yılları ve sonrasıyla ilgili değerli birer kaynak olduğunun altını çizmek gerekir.

“Maarif’in koridolarında iş bekleyen yorgun ve meyus yüzlü muallimelerin taşra hizmetinden, vebadan ürker gibi kaçan, İstanbul’da bir yer bulabilmek için her zillete katlanan tavırlarına istihfaflı baktı.”

İşte Vurun Kahpeye romanının ana karakteri Aliye’nin Anadolu’ya yani taşraya bakış açısı budur ve Halide Edip karakterin devamlılığını roman boyunca bu samimi duygularda herhangi bir değişiklik görülmeyecek şekilde sürdürmüştür. Vurun Kahpeye romanı için yapılacak yorumların başında hiç şüphesiz; Anadolu insanının Kurtuluş Savaşı esnasında aldığı tavra ve düşüncelerine dair derin izler yansıtması ile ön plana çıktığı gelir.

Vurun Kahpeye, Halide Edip Adıvar'ın kaleminden çıkan ve dönemine ışık tutan bir yapıttır.

Tabii konuyu salt olarak bu bakış açısıyla incelemek mümkün değildir. Bir önceki paragraflarda da ifade edildiği gibi Halide Edip Anadolu’yu derinden sarsan bu başkaldırıyı Kuva-yi Milliyeci Tosun ile Aliye’nin aşkı etrafında zenginleştirmiş, Aliye’nin mektepte öğrencileri ile diyaloglarında genç ve idealist bir öğretmenin Anadolu’nun eğitimine verdiği önemi de görmek mümkündür.

“Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi !”

Vurun Kahpeye Özeti

Vurun Kahpeye romanı, kahramanımız Aliye’nin kasabaya öğretmen olarak atanması ile başlar ve Vurun Kahpeye özeti ile ilgili detaylara geçmeden önce karakterlerden kısaca bahsetmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Romanda okurun karşısında çıkacak olan ana karakterler;

  • Tosun : Kuva-yi Milliyeci Tosun, Aliye’nin nişanlısıdır ve romanın sonundaki kurgu Tosun üzerinden yapılmıştır.
  • Ömer Efendi ve Gülsüm Hanım : Aliye’nin kasabada kaldığı süre boyunca yanlarında konaklayacağı ve aile olarak gördüğü insanlardır.
  • Hacı Fettah Efendi : Köyün imamı olan Hacı Fettah Efendi Aliye’nin kasabada yer almasından rahatsız olan ve çeşitli yollarla Aliye’den kurtulma planları yapan bir karakterdir.
  • Kantarcıların Hüseyin : Köyün en zengin ailelerinden birine mensup olan Kantarcıların Hüseyin, Aliye ile evlenmek istemektedir ve bu amacı uğruna birçok şeyi göze alacaktır.
  • Damyanos : Kasaba çevresinde bulunan Yunan ordusunda görevli bir binbaşıdır.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Esir Şehrin İnsanları Konusu ve Özeti

şeklinde sıralanabilir.

Karakter sayısı itibariyle bakıldığında Vurun Kahpeye romanı her ne kadar geniş bir karakter yelpazesine  sahip değil gibi görünse de Halide Edip karakterler arasındaki geçişler ve diyalogları öylesine güzel işlemiştir ki kitabın her bir sayfasında okuyucu merak ve okuma isteği ile bütünleşik bir hal alır.  Ömer Efendi ve Gülsüm Hala’nın evine yerleştikten sonra mektepteki ilk dersine giden ve kasaba halkı ile tanışan Aliye, kısa süre içerisinde kasabada en çok konuşulan insan haline gelecek ve bu durum da ilerleyen günlerde başına birçok bela açacaktır. Aliye kasabada devam eden yaşamında kasabaya düzenli olarak uğrayan bir müfrezeye komutanlık eden Tosun ile karşılaşır ve aralarında ilk andan itibaren görülen aşk, roman boyunca filizlenmeye devam edecektir.

“Aliye, her siyah karaltı geçerken, onda uzun ve sevgili bir endamın hatlarını seziyor, her ışık ona kalbini yakan aziz gözlerini hatırlatıyordu. Göğün gözleri ona osun Bey’in gözlerinden bakıyor, karanlık hayaletler ona Tosun Bey’in birer gölgesi gibi geliyordu.”

Hacı Fettah Efendi ve Kantarcıların Hüseyin’in çeşitli tezgahları ile kasabayı Damyanos komutasındaki Yunan birliklerine teslim etmesi ile farklı bir açı kazanan Vurun Kahpeye romanı, bugün olduğu gibi dün de düşman işbirlikçilerinin mazlumları öne atarak fırsat kollamasını göstermesi açısından oldukça önemli dipnotlara yer verir.

Vurun Kahpeye romanının sonuna doğru Halide Edip kitap boyunca derinlerde devam eden ikilemi yani Tosun’un nişanlısı ve memleket görevi arasında kaldığında hangi tercihi yapacağını net bir şekilde okuyucuya gösterir. Burada bir eleştiri olarak durumun tam anlamıyla dramatize edilememesinin eksiklik olduğu ifade edilebilir. Aliye ve Tosun arasındaki diyaloglarda bu durum daha vurucu şekilde işlenebilir, memleket ve sevgili ikileminin kitabın sonundaki yansımaları için daha uygun bir zemin hazırlanabilirdi.

“Bu biçare kız, memleketi için altı ay reddetiği korkunç fedakarlığı, onun kalbinde kendisine rakip olan memleket aşkının zeferi için yapıyordu.”

Vurun Kahpeye romanı özeti kapsamında değinilmesi gereken son nokta; her ne şartta olursa olsun, yapılan zalimce davranışların saklı kalmayacağı ve karşılığını er ya da geç alacağı düşüncesinin işlenmesidir. Halide Edip bu durumu ana karakterler üzerinde şekillendirerek romanın sonunda tüm kurgu boyunca deyim yerindeyse

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*