Sağırdere Konusu ve Özeti

Kemal Tahir ekolünün klasik bir örneği olarak nitelendirebileceğimiz Sağırdere romanı, Cumhuriyet sonrası Türk toplumuna köy ve kent açısından iki ayrı kanal ile yaklaşır, dönemin yaşam tarzına dair büyük ipuçları verir. Kemal Tahir’in ilk romanı olma özelliğini taşıyan eser, kurgusu, dokunduğu noktalar ve romanın temel öğeleri olan zaman, mekan, karakter kavramlarının netliği, vuruculuğu ile Kemal Tahir eserleri içerisinde ayrı bir yere sahiptir.

Sağırdere Konusu

Sağırdere konusu kapsamında ilk nokta; romanın klasik bir köy-kent ikilemi olmadığı, Kemal Tahir’in olaylara ve topluma bakış açısı, birbirleriyle adeta düğüm olmuş renkli karakterleri ve doğru zamanda seçtiği doğru ortam ile Türk romanında önemli bir eser olarak yer aldığıdır. Sağırdere’yi temel olarak köy yaşamı ve kent ile tanışmak olmak üzere iki bölüme ayırmak mümkündür. İlk bölüm olan köy yaşamında Kemal Tahir karakterlerimizi tanıtır, mekan ve zaman kavramlarını ön plana çıkartır, Cumhuriyet sonrası Türk toplumunun köy yaşantısına dair önemli ipuçları verir ve romanın ana odağını yani Ayşe isimli bir köylü güzeline sevdalanan Mustafa’yı gurbete düşüren yolları örmeye başlar.

Sağırdere romanında kitapseverlerin karşısına çıkan temel karakterleri listelemek, hiç şüphesiz romanın konusunun anlaşılabilirliğine katkı sağlayacaktır;

  • Mustafa : Sağırdere romanının kahramını olan bu karakter, Ayşe’nın peşine düşer ve onunla evlenmek için elinden geleni yapmasına rağmen Ayşe’yi ikna edemeyince gurbete düşer.
  • Pelvan Vahit : Mustafa’nın en yakın arkadaşı ve Hocalar sülalesinden olan fukara Vahit, romanın büyük bir kısmında Mustafa’nın yanında olur ve Mustafa gibi o da bir köylü güzelinin, Dürdane’nin peşine düşer. Fukaralığı ile onu küçük yaşta gerçeklerle yüzleştiren hayata olan öfkesi ile okuyucuyu adeta diri tutar ve deyim yerindeyse olayların içerisinde çeker.
  • Kulaksız Yakup Ağa ve Murat Ağa : Kulaksız Yakup Ağa Mustafa’nın babası, Murat Ağa ise Mustafa’nın abisidir. Bu iki karakter olaylarda arka planda yer alsada, Kemal Tahir özellikle Murat Ağa üzerinden verdiği mesajlar ile kırsal toplumlarda okumuş zihinlere nasıl bakıldığını okuyucuya hissettirir.
  • Gurbetçi Ömer ve Meryem : Mustafa’nın akrabası olan Meryem, Gurbetçi Ömer’in eşidir ve Ömer, adından da anlaşılabileceği gibi uzun bir süredir gurbetçi olduğundan o lakabı almıştır. Mustafa gurbete düştüğünde yolu bir dönem Ömer ile kesişecek fakat bu kesişmenin köyde değil kentte olması aralarındaki ilişkinin boyutlarını etkileyecektir.
  • Ayşe ve Güldane : Mustafa’nın peşinde koştuğu güzel Ayşe, Pelvan Vahit’in peşinde koştuğu güzel ise Güldane’dir. Sağırdere romanında bu iki karakter deyim yerindeyse silik karakter olarak kalacak fakat Mustafa ve Pelvan Vahit üzerinden akan olay örgüsüne dolaylı yoldan etkileri olacaktır.
  • Jandarma Nail, Reşit Hoca ve Topal İsmail : Reşit Hoca, Mustafa’nın amcası ve köyün imamı, Jandarma Nail ise yetişkin olmasına rağmen gününü gün etmeye devam eden ve şıklığı ile adından söz ettiren bir karakterdir. Topal İsmail ise Mustafa ve Vahit ikilisinin yanında olayların birçoğunda yer alan, düzenbaz, hilekar ve sürekli yalan konuşan bir karakter olarak karşımıza çıkar. Kemal Tahir, köydeki batıl inançların aşırılığını Topal İsmail’in palavraları üzerinden okuyucuya aktarmıştır.
  • Hocaların Hasan ve Cemal Usta : Hocaların Hasan, Mustafa’nın ailesinin hasmı ve sevdiği kızı 2. eş olarak alan Hakkı’nın kardeşidir. Hasan, gurbette Mustafa’ya istemeye istemeye de olsa yol gösterecek, Cemal Usta ile tanışmasına ve taş işçiliği öğrenmesine yardımcı olacaktır.

Karakterleri itibariyle bakıldığında oldukça renkli ve geniş bir karakter yelpazesine sahip olan Sağırdere romanı, Cumhuriyet’in ilanından sonraki yedinci yılda, Çankırı’ya bağlı Yamören köyünün adetlerini, yaşama ve kente bakışını yansıtmasının yanında köyden kente giden ve yaşama tutunmaya çalışan insanların dramatik öyküsünü de içerisinde barındırır. Kemal Tahir’in kaleminden çıkan diğer eserler de dikkate alındığında, kendi ekolünü yaratma yolundaki ilk ve en büyük adımını Sağırdere romanı ile attığını söylemek şüphesiz doğru bir bakış açısı olacaktır. Dolayısıyla Sağırdere konusu ve bütünüyle, Türk romanı adına örnek teşkil edecek bir yapıt olarak hafızalarda yer edinmiş, köyden kente göç esnasında trende karşılaşılan bir yabancının şu sözleri ise kitabın amacını ufak da olsa işaret etmiştir.

“Benim alışverişe aklım ermez ama, asker için tren iyi oldu ! Eskiden asker yolda sürünürdü. Git babam git ! Sen tükenirsin, yol tükenmez. Ben bilirim… Balkan’a gittim, seferberliğie gittim. Yunan harbine gittim.”

Sağırdere Özeti

Sağırdere konusu ile ilgili temel noktalara değindikten sonra romanın özetinden ve olay örgüsünden kısaca bahsetmek hiç şüphesiz doğru bir akış olur. Bir önceki paragraflarda da ifade edildiği gibi Sağırdere romanı iki bölüme ayrılır ve her iki bölüm için de ayrı değerlendirmeler yapmak gerekir. Mustafa ve Pelvan Vahit’in köydeki bir düğün eğlencesini sevdiği kızları görmek amacıyla izlemesi ile başlayan kitap, bir süre daha bu ikilinin aşkı etrafında yürür. Elbette bu yürüyüş esnasında Kemal Tahir karakterlerinin birçoğunu okuyucuya tanıtır ve adeta kitabın genel yapısı üzerine bir fikir yürütülmesini sağlar. Köyün zenginlerinden olan Mustafa ve fukara Pelvan Vahit istedikleri kızları almaya çalışırken birçok sorunla karşılaşacak, Vahit’in fukaralığı, Mustafa’nın ise yaşı ve ağabeyi Murat’ın evlenmemiş olması onların önündeki temel engeller olacaktır. Bu esnada Pelvan Vahit, Güldane’nin peşinde koşan Jandarma Nail ile, Mustafa ise Ayşe’yi 2. eş olarak almak isteyen Hocaların Hakkı ile kıyasıya bir yarışa girecek, bu yarış içerisinde ise yazar vermek istediği birçok mesajı ve köy adetini okuyucunun zihnine işleyecektir. Tabii bu esnada muhtarın köy sosyal yaşantısındaki konumu, köy hayvanlarına denetime gelen memurlar üzerinden köylünün devlete ve denetime bakışı, köydeki evlilik geleneği ve batıl inanç konuları da gündeme gelecek, yazar bahsi geçen bu konularla ilgili birçok detay verecektir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  22/11/63 - Stephen King

Kitabın ikinci bölümü ise köyde umduğunu bulamayan ve sevdiğini alamayan gençlerin, Ankara’ya yolculuğu yani gurbete çıkması ile başlayacaktır. Hocaların Hasan’ın rehberliğinde yola çıkan Mustafa ve Pelvan Vahit için kent yaşamı hiç kolay olmayacak, Sağırdere romanının ayrılmaz ikilisi, direniş göstermeleri gereken bir hayatın ortasında kalacaktır. Bu direnişi özetleyen kısma örnek olarak şu satırları göstermek mümkündür;

“İş bulmalı… Köye dönmek yok ! Ya iş bulmalı ya da ölmeli !”

Gurbetin ilk günleri her ne kadar zor gitse de Mustafa ve Vahit, Hasan’ın onlara bulduğu taş işi ile yaşamını devam ettirir. Fakat bir süre sonra yaşı küçük olduğu gerekçesi ile Mustafa işten çıkartılır ve Vahit ile aralarındaki ilk yol ayrımı tam burası olur. Bir süre kiracı kaldıkları odada arkadaşlarının işten dönüşünü bekleyen ve çalışmadığı için zamanla Pelvan Vahit dahil olmak üzere arkadaşlarının iğneleyici sözlerine maruz kalan Mustafa, bu durum iyiden iyiye canını sıkmaya başlayınca Hocaların Hasan’ın ardına gizlice takılır ve Sağırdere özeti kapsamında bu an tam anlamıyla bir dönüm noktası olur.

Taş ustası Cemil Usta ile yolları kesişen ve çırak olarak onun yanında çalışmaya başlayan Mustafa meslek öğrenecek, öğrendikçe kazandığı para artacak ve kentin kirli yüzünü daha net görmeye başlayacaktır. Burada ‘kentin kirli yüzü’ kavramı etrafında kısaca durmak gerekir. Kemal Tahir, her ne kadar yoğun bir şekilde olmasa da kent hayatının bir köylü üzerinde yapacağı etkileri gerek Mustafa’nın arkadaşları ile ayrılan yolları gerekse de para kazanmaya başladıkça karşısına çıkan üçkağıtçılar ile okuyucuya aktarır.

“Ağan Muratla Kurşunlu’nun okulunda yanyana okuduk… Vay Mustafa vay ! Akraba sayılırız yavrum. Ben Murat’ı severim. Benim adım Cemal. Sen bundan böyle ‘usta’ diyeceksin, yürü bakalım.

Tabii burada dikkat çekilmesi gereken bir alan da Mustafa’nın şehre adapte olma sürecidir. Bu süreçte Kemal Tahir, işsiz kaldığı zamanlarda handan çıkmayı ve Ankara’yı gezmeyi göze alamayan bir köylünün, zamanla nasıl taş ustası olduğunu ve şehrin işleyişini az da olsa çözdüğünü, okuyucuyu meraklandıran bir olay örgüsüyle işler.

“Rakam yazmayı, gönyeyi, taşın kabasını dökmeği öğrendiğini birisine anlatamadığı için kaç zamandır kıvranıyordu.”

Sağırdere özeti ile üzerinde durulması gereken son nokta; Mustafa’nın her ne kadar gurbette kalıp şehrin pis yüzüyle karşılaşsa da temel köy öğretilerini bir yere kadar değiştirebildiği ve ona birçok kötülüğü dokunan insanlara yine merhametle yaklaşmış olmasıdır.

Kemal Tahir Sağırdere Romanı İle İlgili Genel Bir Değerlendirme

Bir önceki satırlarda da birçok kez ifade edildiği gibi Sağırdere romanının temelinde yatan nokta köy-kent geçişi, gurbet kavramı, köy adetleri ve yaşantısıdır. Tabii her kitabı hedefine bakarak değerlendirmek gerekir ve bu açıdan bakıldığında; Cumhuriyet’in ilk dönemine ışık tutması, yolları gurbete birlikte düşen fakat gurbette ayrılan hemşerilerin, dostların şehir hayatına bakışını yansıtması ile Sağırdere oldukça önemli ve kitapseverlerin özellikle de bir romancı yüzünden yakın Türk tarihi ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyenlerin vakit kaybetmeden okuması gereken bir romandır.

Sağırdere romanıile ilgili eleştirilerin temeli şu iki noktada toplanır;

  • Mustafa’nın sevdiği ve aylarca peşinde koştuğu Ayşe’nin, Hocaların Hakkı’ya 2. eş olarak verilmesi sürecinin detaylarının belirtilmemesi, düğün esnasında Mustafa’nın yaptıklarına hiç değinilmemesi ve bu olaydan Mustafa’nın gurbete yolculuğu esnasında üstün körü bahsedilmesi.
  • Kitabın sonunun hızlı ve beklenmeyen, en azından bizim için, beklemeyen bir şekilde gelmesi. Şehir yaşamının Mustafa üzerinde yaptığı etkileri ve köylünün Mustafa’ya olan bakış açısını köy ortamında görmek daha hoş bir son olabilir. Sağırdere romanının sonu adeta Orhan Kemal’in kaleminden çıkan Murtaza romanınında olduğu gibi kitabın tadını damağımızda bıraktı ve roman bir anda uçup gitti ellerimizden.

Tüm bunlara bakıldığında Sağırdere romanı ile ilgili varabileceğimiz genel yargı; eleştirilerin romanın bir iki noktasının havada kalması üzerine olduğu ve her ne kadar eleştirilen yönleri olsa da Türk romanı için önemli bir eser olduğudur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*