Ölü Ozanlar Derneği

Ölü Ozanlar Derneği konusu ve senaryosu itibariyle ufuk açıcı filmler kategorisine dahil edilebilir.

En basit ifadeyle; ufuk açan bir gençlik romanı olarak tabir etmenin mümkün olduğu Ölü Ozanlar Derneği, N. H. Kleinbaum’ un kaleminden çıkan ve olayın geçtiği Welton Akademisi’ndeki yozlaşmış tavırlardan yola çıkarak, günümüzde hala devam eden eğitim(!) sorunlarına ince ifadelerle değinen harikulade bir eserdir. Özellikle yaşamlarının önemli bir kısmını okul sıralarında geçiren gençlere yol gösterici yönü ağır basan bu roman, ilerleyen yıllarda film haline getirilerek beyaz perdeye aktarılmış ve tam manasıyla ölümsüzleştirilmiştir.

Ölü Ozanlar Derneği Konusu

Ölü Ozanlar Derneği konusu itibariyle bakıldığında; lise çağındaki gençlerin aileleri tarafından maruz kaldığı baskılar ve bu baskılar sebebiyle duygu, istek ve düşüncelerini yaşantılarına yansıtamamalarını işleyen bir romandır. Romanın konusu her ne kadar kısıtlı bir alan gibi görülse de, yazar olayların gelişimini ve sonuçlarını öyle güzel işlemiştir ki, konunun sahip olduğu dar kapsam ortadan kalkar ve okuyucu, kitabın tamamı boyunca kendini olayların merkezinde hisseder.

Elbette Ölü Ozanlar Derneği konusu, yalnızca genç kesim olarak ifade edilen öğrencilere değil ebeveynlere de hitap eder. Yazar romanında, ebeveynlerin yanlış tutumlarının çocuklarının yaşantıları üzerinde yaptığı yıkıcı etkilerin yansımalarını deyim yerindeyse okuyucuya şok verecek bir olayla zirveye ulaştırmıştır. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında, romanın hitap ettiği kitlenin hayli geniş olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır.

Ölü Ozanlar Derneği, senaryosu ve verdiği mesajlar ile yıllar geçmesine rağmen adından hayli söz ettiren yapıtlardan biri olmuştur.

Ölü Ozanlar Derneği Özeti

İlk paragrafta da ifade edildiği gibi olayların geçtiği mekan Welton Akademisidir ve bu eğitim kurumu, ülke genelinde sıkı disiplin kuralları ile ün yapmıştır. Romanın başında yapılacak olan görkemli açılış esnasında, Welton Akademisi’nin; “Disiplin”, “Gelenek”, “Yetkinlik” ve “Onur” adını verdiği dört temel ilkesi okuyucuya takdim edilir.

Ölü Ozanlar Derneği özeti, aslında bakılacak olursa, Welton Akademisi’nin 1959 yılındaki edebiyat öğretmeni John Keating ile başlar ve onun öğrencilerine aşılamaya çalıştığı merak ve başkaldırı duygusu ile gelişir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Gün Olur Asra Bedel Konusu ve Özeti

“Sıra dışı eğitim metotlarıyla dikkat çeken Keating’in, yıllar önce arkadaşları ile kurduğu Ölü Ozanlar Derneği’nin, romandaki karakterlerimiz; Neil Perry, Charlie Dalton, Know Overstreet, Todd Anderson ve Steven Meeks tarafından keşfedilmesiyle roman renklenmeye ve okuyucuya eğitim sistemindeki çarpıklıklar ile birlikte ebeveynlerin baskıcı tutumlarıyla ilgili mesaj vermeye başlar.”

Olayların çıkış noktası olan Ölü Ozanlar Derneği, Welton Akademisi yakınlarındaki bir mağarada Keating ve arkadaşlarının kurduğu bir şiir kulübüdür. Edebiyat öğretmenlerinin Welton’daki yıllarında yaptığı bu esrarengiz çalışmayı merak eden öğrenciler, Keating ile konuşur ve Ölü Ozanlar Derneği’ni tekrar aktif hale getirmek istediklerini söylerler.

Ölü Ozanlar Derneği ebeveynlerin kesinlikle izlemesi ve ders alması gereken bir yapıttır.

Geceleri toplanıp okunan şiirler ve yapılan konuşmalar öğrencileri öylesine birbirine bağlar ki, dernek artık bir yaşam tarzı haline gelmiştir ve tam bu esnada derneğin o dönemki başkanı olarak seçilen Neil Perry, ebeveynlerinin karşı çıkmasına rağmen hayali oyunculuk için çalışmalara başlar.

Perry’nin oyunculuk macerası, Todd Anderson’ın çekingen tavırları ve Khow Overstreet’in tutkulu aşkı, Ölü Ozanlar Derneği’nin gidişatına şekil verecek, kitabın ya da filmin finalinde ise kimi kahramanların maceraları mutlu sonla biterken, kimilerin ki hayli hüzünlü hatta şaşırtıcı bir şekilde son bulacaktır.

Ölü Ozanlar Derneği özeti ve konusu itibariyle bakıldığında altı kalın çizgilerle çizilmesi gereken nokta;  N. H. Kleinbaum’ un gelecek nesillere armağan bıraktığı Ölü Ozanlar Derneği’nin, sahip olduğu muhteşem nitelikleri ile öğrenci, öğretmen ve ebeveynlere ders verici olaylarla süslenmiş bir başyapıt olduğudur.

 

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*