İbret – Sinclair Lewis

“Sinclair Lewis’in kaleminden çıkan İbret, 1975 yılından basılmış bir kitap olup Türkçe’ye çevirisi Ali Seden tarafından yapılmıştır.”

İbret – Sinclair Lewis

1922 yılında Amerikalı yazar Harry Sinclair Lewis tarafından kaleme alınan bu eser aynı zamanda 1930 yılında Nobel Edebiyat Ödül’üne de lâyık görülerek, Lewis’e bu armağanı alan ilk Amerikan yazarı olma ünvanını da bahşetmiştir.

“Lewis, sıradan Amerikan yaşamına, bunun tekdüzeliğine başkaldıran adamdır. Yaşadığı günlerin basit materyalizmine ve kültürel kuraklığına karşı çıkmıştır. Romanlarını, böylesine bir ortama başkaldırı olarak da niteleyebiliriz.” diyor Doğan Hızlan kitabın önsözünde.

Romanımızın kahramanı Babbitt, bir iş adamıdır. Yaşadığı bölgenin ve ait olduğu sınıfın tüm özelliklerini bünyesinde barındırır. ABD’de içki yasağının yaşandığı yıllarda geçen romanda sürekli kendi kendine verdiği tütünü bırakma sözü ve her söz verişinde yaktığı purolarla, cemiyet hayatı, mason locaları ve kulüplerine kendini kabul ettirme çabaları, ün ve para kazandıkça manevi değerlerinden uzaklaşan, kendisi olmaktan çıkan ve kazandıkça aslında kaybeden Babbitt’in dramatik hikâyesi anlatılıyor. Hayat karşısındaki ezikliğini başka şekillerde telafi etmeye çalışan tipik Amerikan burjuvasının ağır bir eleştirisi diyebiliriz “İbret” için.

İbret Kitap İncelemesi

İnsanların çoğu o kadar yalancı ki, senden de yalan söylemeni bekliyorlar. Söylemesen bile nasılsa yalancı damgasını yiyorsun!

İnsanın ne gibi ‘hakları’ var bilmiyorum! Bıkkınlığın, bezginliğin çaresi nedir, onu da bilmiyorum. Zaten bilseydim bunları bilen tek filozof ben olurdum. Ama şunu biliyorum ki hayatı sıkıcı, gereksiz bir şekilde sıkıcı bulanların sayısı bunu itiraf edenlerin sayısının en aşağı on misli. Ve şuna da inanıyorum ki bunu zaman zaman itiraf etsek altmış yıl sabırlı, iyi ve evine bağlı bir insan olarak yaşayıp, sonra da sonsuza kadar sabırlı, iyi bir ölü olarak kalmazdık, ve çok muhtemeldir ki hayatı daha eğlenceli bir şekle sokabilirdik.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Yorgun Savaşçı Konusu ve Özeti

Erkekler yalan söyleyince genellikle çok fazla süslenmeye, bir sanat eseri yapmaya kalkarlar. Kadınlar da işte o zaman şüphelenirler.

Anlamamıza neden bazı insanlar sevdiklerini, sevdikleri ölçüde perişan etmeye çalışırlar!

Babbitt bu ölüler evinde Paul’ün çoktan ölmüş olduğunu anlamıştı. Ve trenle eve döndüğü sırada düşünürken, kendi içinde de bir şeyin, dünyanın iyiliğine olan inancının, herkesin ne diyeceğinden korkmanın, başarıyla övünmenin de öldüğünü hissetmişti.

Kentlerin yoldan çıkanları geri getirme gücü büyüktür. Görünüşteki bütün değişikliklere rağmen, bir kentin temel amacı, karakteri değişmez. Bu hususta bir kent bir dağdan, kıyıları kemirip duran denizden çok daha dayanıklıdır.

Evlilik coğrafyasında ortada bir kopma olduğunun açıklanmadan hissedilmesiyle, bunun açıklanması arasındaki mesafe, ilk saf inançla, ilk şüphe arasındaki mesafe kadar uzundur.

Kadınlar hiç öğrenemeyecekler mi erkeklerin boyuna itelenmekten hoşlanmadıklarını? Sonra hep yalnızlıktan söz edip seni sömürürler.

Ah şu kocalar! Kadınlardan çok daha nörotiklerdir! Karıları hasta oldu mu, araya hemen onlar da girerler ve hasta bir hal alarak dikkatleri üzerlerine çekmeye çalışırlar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*