Halide Edip Adıvar Kısaca Hayatı ve Kitapları

Osmanlı Devleti’nin payitahtı İstanbul’da 1884 yılında hayata merhaba diyen Halide Edip Adıvar, 1964 yılının Ocak ayının 9’unda doğduğu ve büyüdüğü, eserlerinde yüzlerce methiye düzdüğü İstanbul’da hayata gözlerini yumduğunda, arkasında bıraktığı eserler ve inceleme yazıları ile Türk Edebiyatı’nın en önemli parçalarından biri haline gelmişti.

Halide Edip Adıvar Kısaca Hayatı

2. Meşrutiyetin İlanı, Balkan Savaşları, Kurtuluş Savaşı, Osmanlı Devleti’nin çöküşü ve yeni Türkiye’nin bağımsızlığını ilan etmesi gibi birçok büyük olaya şahitlik eden ve arkasında bıraktığı onlarca eser ile adından günümüzde de hayli sık söz ettiren Halide Edip’in hayatından şüphesiz detaylarıyla bahsetmek oldukça zor ve bu yazının kapsamını aşan bir durumdur. Bu nedenle Halide Edip Adıvar’ın hayatına kısaca değindikten sonra, Türk Edebiyatı’na armağan bıraktığı eserlerden bahsetmek şüphesiz konu bütünlüğü açısından faydalı olacaktır.

Halide Edip Adıvar hayatı oldukça çalkantılı geçen bir Türk romancısı, mücahididir.

1901 yılında Amerikan Koleji’nden mezun olan Halide Edip, dönemin toplumsal hayatında kadına biçilen rolün hayli kısıtlı olmasına rağmen Tevfik Fikret’in yayıncılığını yaptığı Tanin Gazetesi’nde ‘Kadın Hakları ve Kadının Toplumdaki Yeri’ ile ilgili yazılar yayımlamaya başladı. Yazılarını Halide Salih takma adında yayımlayan Adıvar, 2. Meşrutiyetin ilanı sırasında aldığı ölüm tehditleri sonucu, Amerikan Koleji’ndeki Matematik öğretmeni Salih Zeki Bey ile evliliği neticesinde dünyaya gelen 2 çocuğunu da yayına alarak bir süreliğine Mısır’a yerleşti.

Anadolu’da Kuva-yi Milliye hareketinin başlamasından önce Amerikan Mandasına taraftar olan ve bu doğrultuda 1919’da Wilson Prensipleri Cemiyeti’nin kuruluşunda yer alan Halide Edip, İzmir’in işgalinde sonra Sultanahmet Meydanı’nda yapılan mitingdeki nutkuyla tüm İstanbul halkının ve Kuva-yi Milliye’nin takdirini kazanmıştır.

Nitekim bu olaydan sonra tevkif edilecekler listesine alınan Halide Edip, Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları ile deyim yerindeyse adeta bağımsızlık düşüne yeniden tutulmuş ve Kurtuluş Savaşı’na katılmak amacıyla Anadolu’ya geçmiştir.

Halide Edip Adıvar’ın Kurtuluş Savaşı’ndaki rütbesini Attila İlhan’ın Gazi Paşa kitabından eğlenceli bir kesit ile takip etmek mümkündüt;

Mustafa Kemal Paşa, Halide Edip Hanım’a diyor ki:

“…hanımefendi, onca hizmetinize mukabil, Hoca Paşamız sizi terfi ettirmedi mi ? Rütbeniz, neden hala onbaşı ?..”

Halide Edip Hanım, kahvesini alıyordu:

“…doğrudur,kumandanım…” dedi, “…başka bir yemek esnasında, lütfedip ‘seni başçavuş yaptım’ buyurmuşlardı…”

Fevzi Paşa, kahvesi elinde, babacan tebessümüyle, Mustafa Kemal Paşa’ya eğildi: “…cevap olarak ne dese beğenirsin ? Dedi ki, ‘halk bana onbaşılığı yakıştırıyor, bırakın onbaşı kalayım !’…”

Kurtuluş Savaşı’nın sonuçlanmasından sonra bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla ‘Yunan Mezalim Tespit Komisyonu’ içerisinde yer alan Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım Us’un da katılımıyla, Yunan askerlerin Anadolu’da yaptıkları zulümlerin tespitine iştirak etmiştir. Bu dönemde ortaya çıkarttığı öykülerden bir tanesine de İzmir’den Bursa’ya ismini verir. Şüphesiz bu eserin, Halide Edip eserleri içerisinde döneme doğrudan ışık tutma açısından bambaşka bir yeri vardır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  KitUP Uygulaması

Yunanların zalimlik yaptığı muhitleri inceleyen Halide Edip, eserleri içerisinde bu olaylara da sıkça yer vermiştir.

Halide Edip Adıvar hayatı kapsamında kısaca birkaç temel noktaya temal ettikten sonra, Türk Edebiyatı’nda Halide Edip Adıvar eserleri kapsamında yer tutan yapıtlardan bahsetmek gerekir.

Halide Edip Adıvar Eserleri

Öncelikli olarak Halide Edip eserleri içerisinde özellikle ilk dönem yapıtlarının dönemin toplumsal yaşamında hayli tepki çektiğini ve tartışıldığının altı çizilmelidir. Bunun nedeni ise; Halide Edip Adıvar’ın özellikle ‘Kadın Hakları, Kadının Evlilik ve Sosyal Hayattaki Yeri’ gibi dönemin Osmanlı toplumunun alışkın olmadığı konulara değinmesidir.

Halide Edip Adıvar, Vurun Kahpeye eseri ile kadın haklarını gündeme getiren romancılardan biri olmuştur.

 

Halide Edip eserleri kapsamında okurseverlerin karşısına çıkan yapıtlar şu şekilde listelenebilir;

  • Heyula – 1908
  • Raik’in Annesi – 1909
  • Seviye Talip – 1910
  • Yeni Turan – 1912
  • Handan – 1912
  • Son Eseri – 1913
  • Mev’u Hüküm
  • Vurun Kahpeye – 1923
  • Ateşten Gömlek – 1923
  • Kalp Ağrısı – 1924
  • Zeyno’nun Oğlu – 1928
  • Sinekli Bakkal – 1936
  • Yolpalas Cinayeti – 1937
  • Tatarcık – 1939
  • Sonsuz Panayır – 1946
  • Döner Ayna – 1954
  • Kerim Ustanın Oğlu – 1958
  • Akile Hanım Sokağı – 1958
  • Sevda Sokağı Komedyası – 1959
  • Çaresaz – 1961
  • Hayat Parçaları – 1963

Halide Edip Adıvar, Türk Edebiyatı’na bıraktığı bu romanların yanında İzmir’den Bursaya, Harap Mabetler ve Dağa Çıkan Kurt öyküleri ile Kenan Çobanları(1916) ve Maske ve Ruh(1945) oyunlarını da Türk Milleti’e hediye etmiştir.

Halide Edip Adıvar eserleri içerisinde yer alan Handan, dönemin aile yapısına ışık tutan bir yapıttır.

Hiç şüphesiz Osmanlı’nın son, genç Cumhuriyet’in ilk yılları hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler başta olmak üzere, edebiyata meraklı tüm okurseverlerin vakit kaybetmeden okuması gereken Halide Edip Adıvar eserleri, çoğu zaman değindikleri konular ile o dönemki birçok yapıttan ayrılır ve farklı bir alanda varlığını sürdürür.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*