Fury

Yönetmen koltuğunda  End of Watch, Harsh Times, Street Kings ve Bright filmleri ile izleyicinin hafızasında yer eden David Ayer’in oturduğu Fury filminde başrol Brad Pitt’e, Shia LaBeouf, Logan Lerman, Michael Pena ve Jon Bernthal gibi usta oyuncular eşlik eder.

2014 yılında beyaz perdede izleyici ile buluşan film, temelinde her ne kadar klasik bir 2. Dünya Savaşı filmi gibi dursa da, yer yer savaş ile ilgili vermeye çalıştığı mesajlar ve oyuncu kadrosu ile 2. Dünya Savaşı filmleri içerisinde ayrı bir yere konumlandırılabilir.

Fury filmi konusu itibariyle 2. Dünya Savaşı'nın son dönemlerine odaklanır.

Fury Konusu

Bir önceki paragrafta da kısaca ifade edildiği gibi Fury filmi konusu ve işleyişi itibariyle aksiyon, gerilim ve drama türleri içerisinde sınıflandırılabilecek olan bir 2. Dünya Savaşı filmidir.

Hiç şüphesiz filmi herhangi bir şekilde izlememiş bir izleyici tarafından  dışarıdan bakıldığında filmin oyuncu kadrosu özellikle aksiyon ve gerilime kolaylıkla uyum sağlayabilecek, heyecan yaratıcı isimlere sahiptir ve film ile ilgili eleştirilerde; oyunculuk başarısının takdir edildiği net bir şekilde görülür.

Fury, senaryonun akışı itibariyle; 2. Dünya Savaşı’nın en kanlı yılı olarak da nitelendirilen 1945 yılında yani savaşın sonlarında zorlu görevler dizisine çıkan tank mürettabatının hikayesine odaklanır.

Fury'de verilmek istenen mesajların dayanak noktası; savaşın gerekliliği ve yarattığı yıkımdır.

Yaşamının merkezine dini oturtan Boyd ‘Bible’ Swan (Shia LaBeouf), Güney Amerika’nın soğuk kanlı çocuğu Trini ‘Gordo’ Garcia (Michael Pena), savaşa inanmayan ve öldürmeyi inkar eden Norman Ellison (Logan Lerman), savaşın hırçınlaştırdığı, öldürme arzusu bir dakika dahi azalmayan Grady ‘Coon-Ass’ Travis (Jon Bernthal) ve ekibinin verilen her görevi başarıyla tamamlamasına odaklanan Don ‘Wardaddy’ Collier’dan (Brad Pitt) oluşan ‘Fury’ tank mürettabatı, Norman Ellison dışında uzun yıllardır bir arada görev yapan bir ekiptir ve yönetmen, son görevlerinden önce ekibe katılan Norman Ellison üzerinden savaşın psikolojik yönüyle ilgili tahlillerini izleyiciye ulaştırmaya çalışır.

Bu açıdan bakıldığında Fury’nin seyirci ile iki farklı kanaldan iletişime geçtiğini söylemek mümkündür. Bu iletişim kanallarından ilki; savaşın aksiyonu, gerilimi ve çatışma sahneleri iken diğeri ise; savaşın ağır psikolojisinin askerler üzerinde yarattığı tahribat ve ilk kez öldürmek zorunda kalan bir insanın yaşadığı derin yıkımdır. Aksiyon noktasında seyir zevki yüksek dakikalar sunması ile izleyicinin hafızasın Brad Pitt tank filmi olarak de yer edinen Fury, HollyWood’dan çıkan savaş filmlerinin birçoğu gibi zaman zaman sabit bir noktada takılı kalmanın problemini yaşayan bir yapıttır.

Tam bu noktada filmin, savaşın insan psikolojisi üzerinde yarattığı dramatik durumu tüm çıplaklığıyla yansıtamadığını ve bu nedenle de aksiyon-dram arasında deyim yerindeyse sıkıştığını ve eleştirilerin temelinin bu noktada birleştiğinin altını çizmek gerekir.

Filmin giriş ve gelişme bölümlerinde Fury mürettabatı birkaç farklı göreve katılarak deyim yerindeyse ölümcül görevlerine hazırlık yapıyor ve bu görevler esnasında Norman Ellison ekibe, savaşa ve öldürmeye adapte oluyor. Tabii film hız kazanmadan ve kendi içerisinde aksiyon üst düzeye çıkmadan önce Normal Ellison’ın başına gelen ve savaşın gerçeğini hatırlatan dramatik ölümler, izleyiciyi de adeta çatışma sahnelerine hazırlıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Hayatımızın En Güzel Yılları

Fury konusu ve senaryosu kapsamında değinilmesi gereken bir nokta da; ekip içinde zıt karakterlere sahip olan askerler üzerinden de savaşın acımasızlığının tartışılmasıdır. Bu tartışmada ekibin hırçını Coon-Ass ile acemisi Norman Ellison ön plana çıkar. Özellikle bir görev esnasında Alman bir ailenin yanında biraz soluklanacak kadar zaman geçiren Çavuş Collier ve Normal Ellison’ın, filmdeki kötü ve psikolojisi bozuk karakter Coon-Ass ile bu aile üzerinden tartışması, yönetmenin ikilemi izleyiciye ulaştırma tekniğine örnek gösterilebilir.

Filmin çözülme ve sonuç noktası ise; Nazi Almanyası’nın tüketilmesi ve bitirilmesi operasyonu olarak nitelendirilebilecek bir göreve çıkan Fury ekibinin bu görev esnasında bir mayına çarpması ve tankın paletinin hasar görmesi ile başlar. İzleyici açısından bakılacak olursa; filmin en çok eleştirilen kısımlarını başlatan da bu olaydır. Sinemaseverlerin eleştirilerinin toplandığı temel nokta; 5 kişilik bir tank mürettabatının, 300 kişilik uzman Alman askerlerine verdirdiği zayiat üzerinden izleyiciye pompalanan Amerikan askeri kahramanlığı kavramı üzerindedir. Fury bariz bir şekilde Amerikan kahramanlığı kavramı üzerine inşa edilen bir film olmasa da, HollyWood’dan çıkan filmlerin bir çoğunda olduğu gibi propaganda sahnelerine sahiptir.

300 kişilik Alman birliği ve Fury tank mürettabatının şiddetli çarpışması ile son bulan film, genel itibariyle bakıldığında; oyunculuk başarısı, savaş sahnelerindeki görsellik ve ses doyumu yani sinemanın teknik kavramları ve savaşın insan psikolojisi üzerinde yaptığı yıkımı örneklemesi ile en iyi 2. Dünya Savaşı filmleri içerisinde yer verilen, özellikle tarih ve aksiyon meraklısı sinemaseverlerin vakit kaybetmeden izlemesi gereken bir yapıttır.

Fury ne anlatıyor ?

Fury, aynı ekipte yer alan almasına karşın fikir uyuşmazlığı içerisinde olan karakterlerin, savaşın getirdiği yıkım, acımasızlık ve nefret duygusunu çeşitli örnek olaylar üzerinde tartışılan bir yapıt olarak tanımlanabilir. 2. Dünya Savaşı’nın milyonlarca insanın yaşamını alt üst etmesinin çok kısıtlı bir bölümünün yansıtıldığı Fury, birçok noktada bu mesajları başarılı bir şekilde verebilmiş olsa da finali itibariyle bu açıdan sınıfta kaldığını ifade etmek gerekir.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*