David Fincher Filmleri

1962 yılının 28 Ağustosunda hayata merhaba diyen David Leo Fincher, 80’li yılların başında prodüksiyon asistanı olarak giriş yaptığı sinema dünyasında, 1992 yılına gelindiğinde Allien 3 ile ilk uzun metrajlı filmine imza atar. Allien 3 filminde yapımcı ile yaşadığı sorunlardan sonra film çekmenin ölümle eşdeğer olduğunu ifade etmesi rağmen 1995 yılında iki dedektifin hikaye edildiği Seven filmini çeken David Fincher sırasıyla The Game (1997), Fight Club (1999), Panic Room (2002), Zodiac (2007), The Curios Case of Benjamin Button (2008), The Social Network (2010), The Girl With The Dragon Tattoo (2011) ve Gone Girl (2014)filmlerinin yönetmen koltuğunda oturmuş, sinema dünyasında David Fincher filmleri olarak hafıza kazınacak bir ekol oluşturmuştur.

Sinema Dünyasına Damga Vurun Bir İsim : David Fincher

Filmlerinin kurgusu, senaryosu ve oyunculuk başarısı ile eleştirmen ve sinemaseverler tarafından büyük takdir toplayan David Fincher, hiç şüphesiz sinema dünyasına damga vuran bir isim olmuş ve filmlerinin etki dereceleri ile izleyicinin hafızasında yer etmiştir. David Fincher filmleri kapsamında derlediğimiz bu içerikte, usta yönetmenin her bir filminın kapsam ve içeriğine kısaca değinerek, Fincher’ın yeteneklerini sınırlı argümanlarla da olsa sizlere göstermeye çalıştık.

Gone Girl (Kayıp Kız)

Gone Girl filmi, David Fincher en iyi filmleri içerisinde gösterilir.

Senaryonun gelişimi ve çözümlenmesi, film boyunca merak düzeyinin üst seviye tutulması ve gizemli bir ipucunun yeni gizem kapılarını aralaması ile tam anlamıyla David Fincher ekolünün ürünü olan Gone Girl filmi, temelinde evlilikte kadın ve erkeğin rolünü sorgulayan bir yapıttır. Gone Girl konusu itibariyle her ne kadar klasik sosyolojik tespitlerde bulunan bir film gibi görülse de, geniş karakter yelpazesi ve her bir karakterin senaryonun gelişimine bulunduğu katkı, mutlu başlayan ve monotonlaşan evliliklerde erkek ve kadının bakış açışına getirdiği çeşitlilik ile David Fincher en iyi filmleri içerisinde yerini almıştır. Beşinci evlilik yıl dönümünde eşi Amy’nin ortadan kaybolması ile şaşkına dönen Nick, polise başvurarak eşinin bulunmasını ister ve izleyici için heyecan ve merak dolu dakikaları başlatır.

Fight Club (Dövüş Kulübü)

Filght Club, David Fincher ekolünün tam anlamıyla sinemaya yansımasıdır.

1999 yılında vizyona giren ve vizyona girdiği dönemde her ne kadar beklenen ilgiyi görmese de, Fincher’ın dehasının ilerleyen yıllarda anlaşılarak kült filmler arasında yer alan Fight Club, Chuck Palanhiuk’un romanında uyarlanan bir sinema filmdir. Fight Club filminin çekimlerinden önce başrollerde yer alan Brat Pitt ve Edward Norton’a boks ve sabun yapma eğitiminin verilmesi ve Nortan’ın Pitt’e yönetmen Fincher’ın isteğiyle gerçek yumruk atması gibi detaylar ile adından söz ettiren Fight Club, kurgusu ve sürpriz sonu ile birçok sinema eleştirmeni tarafından en iyi David Fincher filmleri içerisinde gösterilir. Monoton bir yaşımı olan Jack’in (Edward Norton), Marla (Helena Bonham Carter) ve Tyler (Brad Pitt) ile tanıştıktan ve Tyler ile ilk kez kavga ettikten sonra özgürleşen hayatıyla hareketlenen Fight Club, ikilinin kısa süre içerisinde yayılan dövüş kulübü ile karmaşık bir hal alır ve kulübün tüm sistemi işgal etmesi ile sürpriz sonuna hazırlanır.

The Game (Oyun)

David Fincher filmleriyle ilgili çok daha fazlası Özeti Var'da!

Michael Douglas, Sean Penn ve Deborah Kara Unger’in başrollerinde yer aldığı ve alacağı doğum günü hediyesine kadar yaşamının tüm saniyesini kontrol altında tutan Nicholas’ın kendini ilginç bir oyunun içerisinde bulmasını ile hareketlenen The Game, David Fincher’ın isminin sinema dünyasında ses getirmesini sağlayan filmlerden biridir. Sonucunda ölüm olan bir oyunda karar vermenin zorluğu ile karşı karşıya kalan ve oyun başlarken tüm bunlardan habersiz olan Nicholas, gerçek bir gerilimin içinde kalacaktır.

Seven (Yedi)

Seven filmi, sürpriz sonu ile akıllardan yer eden bir yapıttır.

Hristiyan dininde yeni büyük günah üzerine kurgulanan Seven filmi, çeşitli yöntemlerle 7 kişiyi öldüren bir seri katilin peşinde koşan David Mills (Brad Pitt) ve William Somerset’ın (Morgan Freeman) kovalamacasına odaklanır. Seri katil John Doe’nun (Kevin Spacey) izini süren dedektiflerin cinayetleri belirli bir düzene göre işlemesini çözmesi ile sonuca ilerleyen filmde, David Fincher’ın hazırladığı sürpriz son, yapımcılar ile arasının açılmasına yol açmasına rağmen filmden çıkartılmamıştır. Gerilim-polisiye türlerinin karması şeklinde kurgulanan Seven, David Fincher filmleri içerisinde bu yönüyle ön plana çıkan bir yapıttır.

Zodiac

Çözümlenememiş bir gizem Zodiac filmi ile beyaz perdeye aktarılmıştır.

İlk cinayetini 4 Temmuz 1969 yılında işleyen ve bu cinayeti takiben Amerika Birleşik Devletleri’nin batısında seri cinayetler ile ün yapan bir katili yakalamaya çalışan muhabir, karikatürist ve dedektifin altüst olan yaşamlarının işlendiği Zodiac, Panik Odası’ndan sonra 5 yıl boyunca sessiz kalan David Fincher’ın beyaz perdeye dönüş filmi olarak nitelendirilebilir. Robert Downey JR., Jake Gyllenhaal ve Mark Ruffalo gibi yetenekli isimlerin rol aldığı Zodiac, süre bakımından her ne kadar uzun bir film olsa da, olayların gerilimi ve gizemi ile izleyiciyi deyim yerindeyse filmin içerisine çeker ve merak seviyesini film boyunca üst düzeyde tutar. David Fincher filmleri hiç şüphesiz sürpriz sonlarıyla da akılda yer etmeleri ile ön plana çıkan yapıtlardır. Zodiac filmine bu açıdan yaklaşılırsa, filmin sonunun beklentileri ne ölçüde karşıladığı oldukça subjektif ifadelere sahne olur. Gerçek bir olaydan esinlenen filmin muhakkak sonunun da bu olayın ışığında şekillenmesi gerekir fakat Fincher film boyunca az ya da çok sürekli hissedilen gerilimi filmin sonlarına doğru üst seviyeye çekmiş ve katilin kim olduğu sorusunu izleyiciye büyük bir merak içerisinde aratmıştır. Tüm bunlara bakıldığında; David Fincher ekolünün beyaz perde yansıması olarak ifade edebileceğimiz Zodiac’ı en iyi David Fincher filmleri içerisinde dahil etmek doğru bir yaklaşım olacaktır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Sadri Alışık En İyi Filmleri

Panic Room (Panik Odası)

Panik Odası, David Fincher filmleri içerisinde en çok eleştirilenlerden biri olmuştur.

Eşinden ayrılan ve kızıyla yeni bir eve taşınan Meg’in (Jodie Foster), evlerini soymaya çalışan iki hırsızdan, hayli eski olan bu evde keşfettiği güvenli odada saklanması üzerine inşa edilen film, en net ifadeyle; hafif segment bir gerilim filmi olarak tarif edilebilir. Filmin arka planındaki çalışma takdir görse de, Panik Odası için David Fincher filmleri içerisinde en az ilgi gören film içerisini kullanmak hiç şüphesiz  yanlış olmayacaktır.

The Curious Case of Benjamin Button (Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi)

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi ve çok daha fazla David Fincher filmi ÖzetiVar'da!

2007 yılında beyaz perdede gösterime giren Zodiac’tan sonra izleyici ile arayı açmadan Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi’nin yönetmen koltuğuna oturan David Fincher, Brad Pitt ve Cate Blanchett’in başrollerinde yer aldığı bu film ile sinema dünyasındaki yerini sağlamlaştırmıştır. Fiziksel olarak 80 yaşında bir insanın vücuduna sahip olan doğan ve yaşamı adete geriye doğru işleyen Benjamin Button’ın sıra dışı hikayesinin Daisy’ye olan aşkı perspektifinden işlendiği filmin çıkış noktası her ne kadar insan yaşamı ve zaman kavramı olsa da senaryonun zaman zaman Benjamin ve Daisy arasında sıkışıp kaldığının altını çizmek gerekir. Filme yönelen eleştirilen ortak noktasının bu ilginç karakterin felsefik ve sosyolojik yönünün tam anlamıyla tahlil edilememiş olması, filmin romantizm ve dram ağırlıklı yönüyle de örtüşen ifadelerdir. Filmle ilgili değinilmesi gereken son nokta; ‘En İyi Sanat Yönetmeni’, ‘En İyi Makyaj’ ve ‘En İyi Görsel Efekt’ alanlarında Oscar’a layık görüldüğüdür.

The Social Network (Sosyal Ağ)

Sosyal ağ filmi, Facebook'un doğuşuna ve gelişimine odaklanan bir yapıttır.

2003 yılında Harvard’daki yurt odasına kız arkadaşı tarafından terk edilmiş bir şekilde dönen Mark Zuckerberg’in kadınlara olan sinirinin bir yansıması olarak ortaya çıkan Facemash uygulamasının, küresel ölçekte en çok kullanılan sosyal medya ağlarından biri olan Facebook’a nasıl dönüştüğünün işlendiği The Social Network, yalnızca Facebook’un ortaya çıkış sürecini değil, bu süreçte proje üzerinde hak iddia edenlerin başlattığı hukuki sürece de değinerek, Mark’ın bilinmeyenlerini beyaz perdeye aktarıyor.

The Girl With The Dragon Tattoo (Ejderha Dövmeli Kız)

Ejderha Dövmeli Kız filmi, gerilim ve heyecan seviyesi ile seyircilerin hafızasına kazınmıştır.

Stieg Larsson’un aynı isimli romanından uyarlanan film, bir iftira sonucu saygınlığını yitiren gazeteci Mikael Blomkvist’in (Daniel Craig), zengin işadamı Henrik Vanger’in isteği üzerine iş adamının kaybolan yeğenini araştırması ile hareketleniyor. Bu sırada Milton Security’de çalışan Lisbeth Salender (Rooney Mara) de Blomkvist hakkında bilgi toplamak için gazetecinin peşine düşüyor ve başrollerin yolları bu şekilde kesişiyor. Bu kısa özetten de anlaşılabileceği gibi iki farklı alandan ilerleyen film, seyircide uyandırdığı sürekli gerilim ve şüpheci bakış açısı ile David Fincher filmleri içerisinde önemli bir yere sahip.

Allien 3 (Yaratık 3)

Allien 3, David Fincher'ın yönetmen koltuğunda oturduğu ilk sinema filmidir.

Film eleştirmenleri tarafından performans ve seyircide uyandırdığı merak yönüyle ilk iki filmin altında olduğu düşünülen Allien 3, David Fincher isminin uzun metrajlı sinema filmleri ile ilk kez anılması bakımından oldukça önemli bir yere sahiptir. Serinin ilk iki filminin kahramanları Newt ve Bishop’ın hayatını kaybettiği film, ön planda Ripley’in suçlular ve bir doktordan oluşan ekip ile Fury 161’de yaşama tutunma mücadelesine odaklansa da arka planda gezegen sistemi üzerinde yaptığı eleştiriler ile seyirciye örtülü mesajlar gönderir.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*